GÜNDÜZ SEYRANLIK, GECE GERDANLIK KENT MARDİN

Sümerler, Akadlar, Babiller, Asurlar, Persler, Araplar, Persler, Selçuklular… Türkler, Kürtler, Araplar, Ermeniler, Yahudiler, Süryaniler… Müslümanlar, Yahudiler, Katolik Ermeniler ve Ortodoks Süryaniler… Daha adını sayamadığımız onca dil, din, etnik grup ve medeniyetin ev sahibi, Mezopotamya Ovası’nın gündüz seyranlık, gece gerdanlık kenti Mardin… 

Bir tepeden aşağı doğru kademe kademe inen evleri, taş işçiliğindeki ustalıkları, Mezopotamya manzarası, sıcakkanlı ve misafirperver insanları sizi büyüleyecek, kendinizi evinizde gibi hissedecek, geri dönmeyeyim diye düşüneceksiniz. Daracık sokaklarında, abbaralarında, kiliselerinde, çarşısında ve camilerinde gezerken geçmişten beri var olan geleneklerini günümüzde de yaşatmaya devam ettiklerini göreceksiniz.

Kentin en çok dikkat çeken özelliği geleneksel Mardin evleri ve daracık sokakları ve o sokakları birbirine bağlayan abbara denen geçitler. Evlerin tamamı birbirinin güneşini kesmeyecek şekilde inşa edilmiş. Zaman içinde eklemeler yapılarak avlulu evler haline gelmiş. Sokakları gezerken bu geleneksel evlerin kapıları dikkatinizi çekecek. Bazı simgelerle karşılacaksınız. Eğer kapının üzerinde haç var ise bir Ermeni ya da Süryani’nin, Davud Yıldızı ya da kalkanı görürseniz bir Musevi’nin, boynu kesik bir hayvan görürseniz bir Müslümanın, üzerine Kâbe fotoğrafı işlenmiş mermerden küçük bir taş görüyorsanız ise Hacca gitmiş bir müslümanın evinin önünden geçiyorsunuz demektir. Kapıların çoğunun mavi renge boyanması ise bir rivayete göre akreplerden korunmak için. 

Mardin gezmesi çok kolay bir kent. Yürüyerek gezilebilmesi ise ayrı bir güzellik katıyor bu kente. İlk durak Zinciriye Medresesi. Sultan İsa Medresesi olarakta bilinen medrese son Artuklu Sultanı Melik Necmettin İsa tarafından 1385 yılında yaptırılmış. İlk defa Mardin’de görülen Timur ve ordusu ile savaşmış olan Melik Necmeddin İsa kısa bir süre bu medresede hapsedilmiş. Sultan İsa Türbesi’de medresenin içinde. Medresenin simetrik bir mimarisi var. Bu dünyada ne ekersen ahirette de onu biçersin demek.  İçindeki ses sistemi sayesinde hoparlör olmadan bütün medrese içi ve avlusunda duyulacak şekilde ezan okunabiliyor. Uzun silindir şeklindeki deprem terazisi denilen taş, deprem sonrasında binada hasar olup olmadığını gösteriyor. Eğer silindir şekindeki bu taşlar deprem sonrasında dönmezse binada hasar var ve yıkılabilir demekmiş. Sonraki durağımız Kırklar Kilisesi. Mor Behnam Kilisesi olarakta biliniyor. Adını erken dönem hıristiyan efsanelerinden almış. 1923’te ise Mardin Süryani Kadim Patriklik Merkezi olduktan sonra halkın ruhani ve idari işleri buradan yürütülmeye başlamış.

Sonrasında Mardin Çarşılarına dalıyoruz. Gümüşler, bakırlar, geleneksel malzemeler ve kasaplar. Bu arada Mardin’de kimse gidip bir kilo kıyma alayım demezmiş. Kol, bacak, bütün kaburga şeklinde et satın alınırmış. Bu nedenle kasaplar bizim bildiğimiz kasaplara pek benzemiyor. Bıçak kıyması yediklerinden dolayı kasapta kıyma yapan da yok. Çarşıyı gezerken karşımıza Ulu Cami çıkacak. Artuklu Dönemi mimarisi dilimli kubbesi ve minaresiyle Mardin’in sembolü olan cami rivayete göre ilk önce iki minareli olarak inşa edilmiş. Bazı Süryaniler eskiden bir kilise olduğunu söylüyorlar. Bazıları da eskiden kilise olmasa bile yerinde mutlaka bir kilise vardır diyorlar. Bu arada mutlaka ekleyelim “Mardin Kapı Şen Olur” türküsündeki o kapı Mardin’de değil. Diyarbakır’da “Mardin Kapı”, Mardin’de de “Diyarbakır Kapı”var. Ama türküsü yok.

Camiden sonraki durak ise Mardin’e bizce en çok görülmek istenen, hatta görmeden bile sempati duyulan yer Deyrulzafaran Manastırı. İsa’dan sonra 5. Asırda inşa edilmiş. Süryani Kilisesi’nin önemli merkezlerinden biri. Çok uzun yıllar Süryani Ortodoks Patrikler burada yaşamış. Milattan önce Güneş Tapınağı, Romalılar tarafından ise kale olarak kullanılan bir yer üzerine inşa edilmiş. Aziz Şleymun bazı azizlerin kemiklerini buraya getirterek kaleyi manastıra çevirmiş. Bu nedenle Mor Sleymun Manastırı’da deniyor. Bir süre de Mor Hananyo olarak bilinmiş. Son olarak manastırda yetişen zafaran yani safran bitkisi nedeniyle Deyrul-zafaran (Safran Manastırı) adını almış.

Mardin’e gitmek için en uygun zaman ilkbahar ya da sonbahar ayları. Bazen o kadar yoğun oluyor ki otel yada rehber bulmak imkânsız hale geliyor. Eğer henüz Mardin’i görmediyseniz, gelin seyahatinizi birlikte planlayalım. Ofislerimize bekleriz…

 

 

 
   
TAKVİM
TUR PLANLAYICI
Nasıl bir seyahat istersiniz ?
Başlangıç Tarihi ?
Bitiş Tarihi ?
ARA
PtsSalÇarPerCumCtsPaz
272829303112
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
1234567
 
SİZE NASIL YARDIMCI OLABİLİRİZ? HEDİYE KART BAŞVURUSU REZERVASYON YAP
Adınız Soyadınız
E-Posta Adresiniz
İletişim Numaranız
Katılmak İstediğiniz Tur Hediye Edilecek Tur
Kişi Sayısı
Sizi Nezaman Arayalım
Doğrulama Kodu

GÖNDER
 
HEDİYE KARTI

Antonina turizm Hediye Kart'ı dilerseniz sevdiklerinize hediye edebilir, dilerseniz de size hediye edilen kart ile rüya gibi bir tatilin keyfini çıkarabilirsiniz. 

Sevdiklerinize Hayallerinin 
Tatilini Hediye Edin!
Antonina turizm Hediye Kart, şık tasarımıyla sevdiklerinize, çalışanlarınıza, müşterilerinize ve özel hissettirmek istediğiniz herkese verebileceğiniz ayrıcalıklı bir hediye... Dilediğiniz miktara karar vererek online satın alma işlemine hemen başlayabilirsiniz.

Unutulmaz Bir Tatil Sizi bekliyor!
Size hediye edilen Antonina Turizm Hediye Kart'ınız sayesinde, Antoninayla dünyanın birçok köşesine gidebilirsiniz. Hediye Kart sahiplerinin tek yapması gereken Antoninanın birbirinden farklı tatil seçeneklerinden dilediğini seçip çantalarını hazırlamak!

Zarif Sunum
250, 500, 750, 1.000, 1.500 TL seçenekleriyle pratik birer hediye alternatifi olan kartlar, sunumlarıyla da dikkat çekiyor. Özel olarak tasarlanmış paketinin içerisinde son kullanma tarihi ve limitinin yer aldığı tanıtım broşürüyle birlikte sunulan Antonina Hediye Kart; farklı, prestijli ve unutulmaz bir hediye.

 

 
 
Whatsapp