Beyoğlu’nu Pera yapan özellikli binalarından biri St Antuan Kilisesi’nin yanıbaşında yükselen Mısır Apartmanı’dır. Yapıda 20. yüzyılın başlarında pek bir moda olan Art Nouvou tarzı cephe süsleme tarzı kullanılmış-hani Cadde-i Kebir’de Botter, Su Terazisi Sokak’ta  Rassam Apartmanı’nda görülen cephe bezemelerinin benzeri olanlardan. Binanın en üstünde yer alan ve Papirüs yapraklarını andıran süslemeler ise sadece bu binaya has bir örnek olması bakımından önemli. Yaptığım seyahatlerde Mısır Apartmanı’na benzer binaları bazı yerlerde gördüm. İlginçtir Havana’da, Kudüs’te, Sana’da bu binaya benzer yapıları gördüğümü hatırlıyorum.

Fonksiyonelci bir yaşam tarzının yansıması olan 1930’ların anlayışından farklı olarak 19. yüzyıl sonunun gösterişli üslubunun temsilcisidir Mısır Apartmanı. Benzerlerini sadece sözünü ettiğim şehirlerde değil, Avrupa’nın birçok yerinde örneğin Paris’te, Londra’da, Madrid’de de görmek mümkün.

Cephede görünen stilize edilmiş bitkilerin, dar bir cadde olan İstiklal’e bir ferahlık ve hareketlilik kazandırdığı da kesin. Birinci katta daha ağır bir bezemenin, ikinci ve daha yukarıdaki katlarda ise gittikçe hafifleşen ve en son katta da papirüs yapraklı bezemenin kullanılması bu akıcılığı ve zengin görselliğin başlıca etki kaynağıdır.

Apartmana girildiğinde insana rahatlık ve ferahlık veren etkiyle karşılaşılıyor. Merdiven trabzanlarının verdiği görsel tokluk, mekanın genişliğiyle birleştirildiğinde içinizde nostaljiyle karışık bir hissin uyanmasına vesile oluyor. Bu duygunun uyanmasındaki en büyük neden  pek tabii ki binanın içindeki yaşanmışılğın verdiği empati ve içimizdeki tarih bilincinin aklımıza getirdiği sempati.

Kimler yaşamadı ki Mısır Apartmanı’nda. İstiklal Marşı’nın söz yazarı Şair Mehmet Akif Ersoy’dan, Onnik Kumruyan’a,  Eski Galatasaray Kulübü Başkanı Faruk Süren’in babası Arşak Sürenyan ile  Selçuk Kaskan’dan Atatürk’ün Müteahhidi Mehmed Hayri İpar’a kadar birçok ünlü ve “sıradan” Beyoğlu’lu burada yaşadılar.

Örneğin Şair Mehmet Akif Ersoy..

Cumhuriyetin laik yapısını kabullenmeyip Mısır’a giden Mehmet Akif Ersoy 1936 yılında iyileştirilemez bir hastalığa kapılmasından sonra  İstanbul’a döner. Ersoy’u Galata Rıhtımı’nda Abbas Halim Paşa’nın kızı Prenses Emine Hanım karşılar. Önce Emine Hanım’ın Maşka’daki dairesinde birkaç gün kalır,  ardından Hıdiv Ailesi’nin mülkiyetindeki Mısır Apartmanı’ndaki daireye yerleşir. Birkaç hafta sonra yine Abbas Halim Paşa’nın Alemdağ’daki Baltacı Çiftliği’ne gider ve üç ay da orada kalır. Hastalığının iyice ilerlemesi üzerine yeniden aynı aileye ait Mısır Apartmanı’na döner ve bir süre sonra kaldığı dairde hayatını kaybeder.  Mahmet Akif Ersoy’un arkadaşı ve “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır / Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır” diyen bir diğer ünlü şairimiz olan Mithat Cemal Kuntay da burada ölmüştür.

Osmanlı İmparatorluğu ve Cumhuriyet Tarihi’nin en ünlü Diş Hekimi Sami Grünzberg de bir süre Mısır Apartmanı’nın sakinleri arasında yer alıyor. Sami Grünzberg’in kartvizitinde yazan bazı ünvanları yazmakla yetinelim: Babıali Dişçisi, Zat-ı-şahane Abdülhamid’in Diş Tabibi, Vahideddin’in Diş Hekimi, Harem’i Hümayun Diş Tabibi, Reis-i Cumhur Mustafa Kemal Atatürk’ün Diş Doktoru, İsmet Paşa’nın  ve Menderes’in Diş Doktoru.. Bir yazarın dediği gibi “Sami Grünzberg’in Mısır Apartmanı’ndaki Dişçi Dükkanı, İstanbul yüksek sosyetesinin Abdülhamit günlerinden beri randevulaştığı, nice aile ve politika sırlarının toplandığı bir santraldi”

Bina dönemin ünlü mimarlarından Hosep Aznavuryan’a ait bir çalışmadır. Bu Aznavuryan’ı ünlü botanikçi Aznavur’la karıştırmamak lazım. Bina yaşadığımız yüzyılda değil, geçen yüzyılın – hem de başlarında inşa edilmiş. Mimarı Aznavuryan’ın diğer yapılarından Galata’daki Deniz Apartmanı ile de bir benzerliği olduğu görülüyor. Aznavuryan Stefan Kilisesi, Alman Pazarı, Beyoğlu İngiliz Karma Okulları, Tepebaşı Tiyatrosu ve Alkazar Tiyatrosu’nun da mimarıdır.

Aslında Mısır Hıdivi Abbas Halim Paşa tarafından kışlık ev olarak inşa edilen Mısır Apartmanı’nda Paşa’nın kızı Prenses Emine ve yeğeni Said Halim Paşa’nın oğlu Prens Halim oturmuşlardı. Abbas Halim Paşa’nın ölümünden hemen sonra binanın varisleri binayı dairelere bölerek, apartmana dönüştürüp, kiraya vermişlerdi.

Apartmandaki daireleri hem ev, hem atölye olarak kullanan dönemin ünlü kadın terzileri arasında Cemal, Nedret ve Lütfiye Hanım ile Canan Yaka ve annesi Mualla Hanım da bulunuyor.

Ve İpar Ailesi..

Bina 1930 yılında “Atatürk’ün Müteahhidi” olarak bilinen dönemin girişimcilerinden Mehmet Hayri Rüştü’ye satıldı ve Apartman kendi tarihindeki en büyük drama tanıklığı da böylece etmiş oldu. Bakın Mısır Apartmanı tanıklığı ne diyor İpar Ailesi için:

“İpar ailesi bende çok fazla ikamet etmedi. Aile yaz aylarında Emine Tevhide İpar’ın babası İmrahor Mehmet Faik Paşa’nın Büyükada Nizam mevkiindeki muhteşem ahşap köşkünde oturmaktaydı. İpar Ailesi bu  iflaslar, intiharlar, aile içi kavgalar ve çeşit çeşit felaketler ailenin dairelerimde çok fazla yaşamasını engelledi. Çiftehavuzlar’daki Cemil Topuzlu’ya ait Köşk’ü tercih ediyorlardı. Şatafatı, saltanatı, lüküs hayatı seven bir aileydi. Mehmet Hayri Bey, adaşı olan bir diğer Mehmet – Akif Ersoy gibi vatansever değildi ki İkinci Dünya Savaşı patlak vediğinde çareyi Amerikalarda aradı. ‘Memleket’ müteahhidi kaçtı vatandan ve Amerika’ya gidip taa Holywood’lara yerleşti. Memleketim insanı gazete kağıdına sarılı ‘Karneyle ekmek alırken’ film yıldızlarına görkemli partiler verdi bu aile. İpar Ailesi ancak Menderes iktidara geldikten sonra döndü Vatana. Kötü kullanılan para var ya para..hep başa dert olur nedense. İpar Ailesi’ni de dert bırakmadı nedense.. önce en küçük oğulları Mehmet intihar etti. Ali’nin Holywod’dan getirdiği ve kendinden onbir yaş büyük olmasına rağmen evlendiği Virginia Bruce, eşiyle memlekete döner dönmez askere alınmasından birkaç hafta sonra Ali’yi boşadı. Ali askerden iki yıl sonra döndü ve  sonra Virginia’yla yeniden evlendi. Evlilikleri bir süre yine devam eder ama Ali İpar 27 Mayıs Devrimi’nde bir suçlamayla tutuklandığında ve binbir zorluklarla Amerika’da inşa ettirdiği gemilerine de el konulunca Vriginia eşini ikinci kez terk eder ve “Bir suyla iki kez yıkanılmaz” atasözünü de doğrulamış olur. Ali İpar Mısır Apartmanı’nı bir inşaat şirketine satar  ve bir daha geri dönmemek üzere  Rio de Janeiro’ya gider. Annesi Tavhide Balıklı Rum Hastanesi’nde, büyük felakete sebep olan kardeşi Selma ise beş parasız bir şekilde hizmetçisinin yanında ölürler. İpar Ailesi’nin başdöndürücü hikayesi işte bu..

Tarihi solumak, dahası yaşayıp içinde yoğrulmayı hissetmek, kendinizi Pera’nın uçsuz bucaksız masallar diyarına  bırakmak için Mısır Apartmanı’nın merdiven ve koridorlarında yürümeniz yeterli..

Avatar
Yazar

Sanat Tarihçi

Yorum Yazın