SIRBİSTAN

SIRBİSTAN: Sadece Güzel Kızlar Yok!

Sırbistan, Türkiye’de bilinen ve tanınan bir ülke. Ekşi Sözlük’te Sırbistan diye arama yaptığınızda; “Birinci Dünya Savaşı’nı başlatan devlet”, “Savaş çıkarmadan rahat durmayan insanların çoğunluğunu oluşturduğu bir toplumun yaşadığı bölge” veya “Dünyanın en güzel kızlarını barındıran ülke”, “kızları süper hakkatten..” gibi muhteşem yorumlar çıkıyor. Konusu “Harem” veya “Harp” olduğunda filmlerin reyting rekorları kırdığı bir ülkede bu tür yorumların yapılması olağan olsa da tarihte 500 yıl birlikte yaşamış iki toplumun birbirinden bu kadar uzak olması üzücü. Halbuki günümüzde çok az insan İstanbul’un Fethi’ni Sırplar’la omuz omuza yaptığımızdan bihaberdirler! Çubuk Ovası’nda şehzadeleri tarafından terk edilirken Yıldırım Bayezid’ı son ana kadar savunanların başında Sırp Prensi Stefan Lazareviç’in olduğunu bilen bugün kaç kişi var acaba?

Kosova Meydan Muharebesi, Niş, Karlofça Anlaşması, Belgrad, Tuna Nehri, Petrovaradin Kalesi bize Sırbistan’ın tarihinden kalan miraslarından bazılarıdır. 1990’lardan itibaren Slobodan Miloşeviç, Bosna savaşı, Kosova Savaşı, NATO Bombardımanı gibi son dönemde yaşanan nahoş olaylar Sırbistan’ın Türkiye’de ve dünyadaki imajını olumsuz olarak etkiledi.

Sırbistan’ın Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakerelerine yakında başlayacak olması, ülke ekonomisinin yavaş da olsa düzlüğe çıkmaya başlaması, savaşta harap olan binaların restorasyon çalışmaları,  dünyanın dikkatini yeniden Balkanların bu güçlü ülkesine çevirmesine yöneltti.

1970’lerin “Tito’lu” yıllarından günümüze dek uzanan tarihinin tanıklarından biri  olarak bu ülkedeki değişimi çocukluğumdan başlayarak bugüne dek yaşayarak gördüm. Tarihi elle tuttum..Bu değişimler yaşayan her Sırbistan vatandaşını etkiledi..ancak artık geleceğe bakma vakti..Tarihsel bağlarımızı turizmle taçlandırmalıyız, zira Sırbistan’da sadece “Dünya’nın En Güzel Kızları” yaşamıyor; ayrıca Sırbistan’ın Türk gezginlere sunacağı çok şey var..Niş Kalesi, Yeni Pazar, muhteşem Ortaçağ manastırları, Fruşka Gora Ulusal Parkı manastırları, Belgrad’ın dillere destan eğlence mekanları ve daha neler.. Haydi Türkiye, Sırbistan’a!

Belgrad: Özgün, farklı ve kişiliği olan bir şehir..

Sırp dilinde “Beyaz Şehir” anlamına gelen Belgrad Sırbistan’ın kalbidir. Belgrad’in kalbi ise  bir Osmanlı yapısı olan Kalemegdan’dır. Tuna ve Sava Nehirlerinin buluştuğu noktada inşa edilen Belgrad Kalesi’nin temelleri Kelt kavmine kadar dayanır. Kale günümüzde bir park ve müze işlevi görmesinin yanı sıra haftasonunda Belgradlıların akın ettikleri bir yerdir. Şehrin en nefes kesici manzarası da buradadır. Kale’nin içinde yer alan Askeri Müze’nin yanı sıra bize tanıdık gelen birçok isimle karşılaşacaksınız. İstanbul Kapı, Saat Kulesi, Damad Ali Paşa Türbesi, Zindan Kapı,  Leopoldov Kapı, Sokollu Mehmed Paşa Çeşmesi ve Hamamı, Stefan Lazereviç Anıtı bunlardan bazlarıdır.

Kalamegdan’dan Knez Mihala Caddesi’ne geçerek kısa bir yürüyüşle şehrin merkezi sayılan Trg Republike’ye (Cumhuriyet Meydanı) ve Terazije (Terazi) Semtine gelinir. Knez Mihal Caddesi bizim İstiklal Caddesi gibi yaya yoludur ve şehrin en canlı yeridir. Belgrad’dan hediyelik almak için önerebileceğim mekanların başında geliyor. Türk ziyaretçilerin görmesi gereken yerlerden biri de şehrin ayakta kalan tek Osmanlı Cami olan 17. yüzyılda inşa edilen Bayraklı Cami’dir. Cami halen şehirde yaşayan Müslümanlar tarafından kullanılıyor.

Belgrad’dın dikkat çeken özelliklerden biri yeşilliğidir - geniş ve görkemli bulvarlar arasında yürüseniz birdenbire bir park karşınızda veya yanda beliriverir. Cadde ve bulvarların birçoğuna Sırbistan prensleri veya kralları veya Sırp tarihine mal olmuş kişi veya yerlerin isimleri verilmiş. Örneğin “Kralja Petra”, “Car Lazar” veya “Car Duşan” gibi isimler var. Kalemegdan’a giden yolun adı ise “Carigradska” yani “İstanbul”.

Yugoslavya Devlet Başkanı Tito 1980 yılında öldüğünde 15 yaşında bir lise öğrencisiydim. Ölüm haberi duyulduğunda tüm ülke yasa boğulmuştu. Ben de herkes gibi gözyaşları içinde kaldım. Ailece günlerce ağladığımızı hatırlıyorum. “Yugaslavya Birliğini” korumaya and içmiş binlerce gençle beraber cenaze törenin katılmak için trenlere binerek Belgrad’a gelmiştik. Onbinlerce kişi tek ağız olmuş ve “beraberlik yemini” etmiştik JNA stadyumunda. Tito Belgrad’da Dedinje semtindeki  “Çiçekler Evi” olarak anılan “Kuça Cvijeça”da gömülüdür ve günümüzde Belgrad’ın en çok ziyaret edilen yerlerinden biridir. Tito’nun son eşi Jovanka Broz’un da geçtiğimiz Ekim ayında hayatını kaybettiğini ve Tito’nun yanına gömüldüğünü de ilave etmem gerekiyor. Tarihe ilgi duyan gezginlerin “Çiçekler Evi”nin huzur veren sessizliğinin yakınlarında bulunan “Yugoslavya Tarihi Müzesi”ni mutlaka gezmelerini öneririm. Günümüzde Topçider (Topçudere) Parkı içinde yer alan bu müze ve galeriler semti 16.yüzyılda Osmanlı Tophanesi’ydi. Sırbistan Tarihi Müzesi ve bazı sanat galerileri de buradadır.

Şehrin en büyük kilisesi Aziz Sava Kilisesi’dir. İnşaatına 1926 yılında başlanan bu görkemli katedral karşınıza birdenbire çıkıyor ama yanına yaklaşınca inşaatın hala sürdüğünü fark ediyorsunuz. 

Galatasaray Balık Pazarı-Nevizade sokak benzeri bir yerde eğlenmek isteyenler için Skadarlija ‘yı öneriyorum. Burası ünlü yönetmen Emir Kusturica “Çingeneler Zamanı” film setinden çıkmış onlarca sokak çalgıcısının mekan tuttuğu bir meyhaneler bölgesidir. Meyhanelere burada “Kafana” veya “Mehana” deniyor (ne kadar tanıdık değil mi). Sırp mutfağının güzel örneklerini otantik bir atmosferde yaşamak için Skadarlija’yı şiddetle öneriyorum. Sırp mutfağı ise damak zevkimize çok yakın - “bu nedenle yemeklerde hiç  sıkıntı çekmeyeceksiniz” demek haksızlık olur – doğrusu bu yere “bayılacaksınız!”

Belgrad’ın iki nehri var: Sava ve Tuna. Tuna Nehri’nin Kalemegdan’a yakın olan bölgeleri daha çok liman ve sanayi bölgesiyle iç içe olmuş. Şehrin Yeni Belgrad tarafında sallar üzerine kurulu çok sayıda restoranda canlı müzik dinlemek mümkün. Sava Nehri üzerinde bulunan Ada Çiganlija (Çingeneler Adası) ise yazın Belgrad’a gidenlerin uğradığı plaj ve mesire  alanlarından biridir.

Belgrad’da son yıllarda inşa edilen yepyeni oteller, eğlence mekanları şehrin yeni cazibesini oluşturan çekim alanlarından biridir. Çevre ülkelerden binlerce turist Belgrad’a özellikle Yeni Yıl kutlamaları ve eğlencesi için geliyor. Birçok turizm otoritesi Belgrad’ı 2012 yılında “Yeni Yıl kutlamalarının Dünya’daki en önemli 10 merkezen biri” olarak ilan etti.  Bu da şehrin geleceğine ilişkin ipuçları veriyor: Belgrad geleceğin eğlence başkenti olma yolunda tam hızla gidiyor. Herkes gelmeden ve henüz mahşeri kalabalıklar oluşmadan Belgrad’ı görmek için zaman kaybetmemenizi oneririm.

Fruşka Gora: manastırlar tepesi..

Belgrad’dan kuzeye doğru karayoluyla giderseniz yaklaşık bir saat sonra Fruşka Gora’ya gelinir. Sırpça’da “Kutsal Dağ” anlamına gelen ve çok sayıda kilise ile manastırların bulunduğu bu yer Sırbistan’’da mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Fruşka Gora’nın en yüksek tepesi Crveni Cot’tur ve 540 metre yürksekliğindedir. Burası 1960 yılından bu yana Ulusal Park’tır ve  yaklaşık 25 bin hektarlık bir alanı kaplıyor. 16 ve 18. yüzyıllar arasında bu tepelerde inşa edilen 35 manastırdan 17’si günümüze kadar gelebilmiştir. Osmanlı Devleti’nin fethettiği güney bölgelerini terk eden çok sayıda keşiş bu manastırları kurmuş ve Sırp kültürü ve dilini bu manastırlarda geliştirmişlerdir. Bu nedenle Sırplar bu bölgenin kültürel ve tarihi değerine çok önem verirler. Buraya gelindiğinde her manastırı ziyaret etmek imkansız, ancak bir veya iki manastır gezilirse o günkü gezinin keyfini çıkarabilirsiniz.

15. yüzyılda Durad Brankovic tarafından kurulan Kruşedol Manastırı, Rahip Isija Dakovic tarafından kurulan Grgeteg Manastırı, 1576  yılına ait Novo Hopovo Manastırı, 40 metre yüksekliğiyle dikkat çeken Velika Remeta Manastırı en dikkat çekenler arasında bulunuyor.

Karlofça: Barış Şapeli..

Sırpça adı Sremski Karlovac olan Karlofça Osmanlı tarihinin en dramatik antlaşmalarından birinin imzalandığı yerdir. 2.Viyana bozgunuyla başlayan gerileme döneminin ilk halkası olan Karlofça Anlaşması 1699 yılılnda onbeş yıllık Osmanlı – Kutsal İttifak arasındaki savaş sonrasında bu şehirde imzalanmıştır. Antlaşmayla Osmanlı İmparatorluğu ilk kez batıda büyük toprak kaybı olmuştur. Antlaşmanın imzalandığı yerde günümüzde Osmanlı otağını andıran taş bir yapı vardır. “Barış Şapeli” olarak adlandırılan bu anıt binanın dört eşit tarafı simgeleyen dört ayrı girişi vardır. Şapeli ziyaret etmek için şehrin güney yönüne doğru gitmeniz gerekiyor. Karlofça’da Habsburg döneminde inşa edilen ve o dönemin hakimiyetini gösteren Barok tarzında inşa edilmiş çok sayıda bina da görülebilir. Antlaşmadan sonra Karlofça Sırp Ortodoks Kilisesi’nin merkezi olmuştur.

Novi Sad ve Petrovaradin Kalesi

Sırbistan’ın kuzey bölgesi Vojvodina’dır. Bölge Roma döneminde ilk kez fark edilmiş ardından Hunlar sonra da Avarlar tarafından  istila edilmiş. Mohaç Seferi’nden sonra bölge Osmanlı hakimiyetine girmiş ve Karlofça Antlaşmasıyla Habsburg İdaresine geçmiştir. Avusturyalılar Tuna Nehri kıyılarına önceki kaleyi genişleterek devasa bir kale inşaatını başlattılar. Fransız Askeri Mimar Sebastian Vauban tarafından inşa edilen bu kale çokgen bir yapı olarak tamamlandı ve çok sayıda yeraltı tünelinden oluşmaktadır. Kalenin içinde mutlaka görülmesi gereken güzel müzesi ve  Novi Sad manzaralı hoş bir de lokantası var.

Novi Sad Avusturyalılar tarafından kurulan ve Sırpça’da “Yeni Ekim” anlamına gelen iki sözcükten oluşuyor. Tuna Nehri kıyılarında yer alan bu modern ve Belgrad’dan tam günlük seyahatin içinde Fruşka Gora, Karlofça ve Petrovaradin Kalesi’yle birlikte yar alması gereken bir yer. Şehirde kayda değer ve görülmesini önerdiğim yerlerin başında Katolik ve Aya Yorgi Ortodoks Katedralleridir.

Atilla Tuna

   
TAKVİM
TUR PLANLAYICI
Nasıl bir seyahat istersiniz ?
Başlangıç Tarihi ?
Bitiş Tarihi ?
ARA
PtsSalÇarPerCumCtsPaz
28293031123
45678910
11121314151617
18192021222324
2526272829301
2345678
 
SİZE NASIL YARDIMCI OLABİLİRİZ? HEDİYE KART BAŞVURUSU REZERVASYON YAP
Adınız Soyadınız
E-Posta Adresiniz
İletişim Numaranız
Katılmak İstediğiniz Tur Hediye Edilecek Tur
Kişi Sayısı
Sizi Nezaman Arayalım
Doğrulama Kodu

GÖNDER
 
HEDİYE KARTI

Antonina turizm Hediye Kart'ı dilerseniz sevdiklerinize hediye edebilir, dilerseniz de size hediye edilen kart ile rüya gibi bir tatilin keyfini çıkarabilirsiniz. 

Sevdiklerinize Hayallerinin 
Tatilini Hediye Edin!
Antonina turizm Hediye Kart, şık tasarımıyla sevdiklerinize, çalışanlarınıza, müşterilerinize ve özel hissettirmek istediğiniz herkese verebileceğiniz ayrıcalıklı bir hediye... Dilediğiniz miktara karar vererek online satın alma işlemine hemen başlayabilirsiniz.

Unutulmaz Bir Tatil Sizi bekliyor!
Size hediye edilen Antonina Turizm Hediye Kart'ınız sayesinde, Antoninayla dünyanın birçok köşesine gidebilirsiniz. Hediye Kart sahiplerinin tek yapması gereken Antoninanın birbirinden farklı tatil seçeneklerinden dilediğini seçip çantalarını hazırlamak!

Zarif Sunum
250, 500, 750, 1.000, 1.500 TL seçenekleriyle pratik birer hediye alternatifi olan kartlar, sunumlarıyla da dikkat çekiyor. Özel olarak tasarlanmış paketinin içerisinde son kullanma tarihi ve limitinin yer aldığı tanıtım broşürüyle birlikte sunulan Antonina Hediye Kart; farklı, prestijli ve unutulmaz bir hediye.

 

 
 
Whatsapp