Giriş

İnsan etkileyici manzarası olan yüksek yerlerle her zaman ilgilenmiştir. Bu amaca hizmet için en uygun yerlerden biri de hiç kuşkusuz Deniz Fenerleri’dir. Bu nedenle Deniz Fenerleri sahil yöreleri için turizm potansiyeli yaratacak önemli çekim alanları olabilir. Fenerlerin turizme açılması hiç kuşkusuz hem fenerlerin bakımına katkısı olacak, hem de bulundukları yörenin kalkınmasına katkıda bulunacaklardır.

Deniz Fenerleri turistik ziyaret için çekici fakat bir o kadar da ziyareti zor olan binalardır. Bu nedenle fenerlerin turizme açılması özel bir çalışma ve gayret gerektirir.

Bu makale de Antonina Turizm’in Türkiye’de Deniz Fenerleri turizmini başlatmasının hikayesi ve gelecekte nelerin yapılabileceğine dair bir deneme yazısıdır.

Antonina Turizm’in yenilikçi fikirleri

Özgün ve yenilikçi fikirlerin zorlukla hayat bulduğu  ülkemizde, son derece zor bir konu olan kültür turizmiyle ilgilenmek ve bununla ayakta kalmak çok zor bir iştir. Kültür turizmi bugüne dek  eski eserlerin bir rehber eşliğinde gezdirilmesi olarak algılanmıştır. İstanbul’da John Freeley ile başlayan ve daha sonra Murat Belge, İhsan Tunay gibi bilim adamlarının yürüyüş olarak başlattıkları geziler kültür turizmine olan ilgiyi artırmıştır. Geziler genellikle yürüyüş olarak ve yapıların içine girilerek  anlatımların yapılmasıyla gerçekleşmiştir. Bu tür kültür turları günümüzde de yapılmaya devam etmektedir.

Antonina Turizm’in kültür turizmine getirdiği en büyük yenilik bu turlara yaşanmışlığı katarak, konuk konuşmacıları da davet ederek, hatta tematik turlarda değişik etkinlikleri de katarak (örneğin Galata Turları’nda Yahudi Mahallesi’nden geçerken Sefarad müziği çalan grupları-örneğin Los Paşaros Sefaradi grubuns sokak konseri verdirerek; veya Beyoğlu Sinemalar Tarihi Turu’nda ünlü sinema yazarı Giovanni Scognamillo’yu konuk konuşmacı olarak davet ederek ve sinema salonu kiralayarak film izlettirmek gibi etkinlikleri turlarımıza katmıştık) turu daha renkli geçmesini sağlıyorduk.

Bizden öncekilerin birebir kopyası değil, yenilikçi ve yaratıcı fikirlerimizle var olmayı sürdürmeye kararlıydık. Yıllar önce bir kenara itilmiş ve unutulmuş ama İstanbul’a ait olan nostaljik ulaşım araçlarını turizme kazandıran yine Antonina Turizm olmuştur: “Nostaljik Dolmuşlar” projemiz 2001 yılında başlamıştır. Bugün İstanbul’da uluslar arası kongre ve toplantıların vazgeçilmez süslerinden biri de bu araçlarımızdır. Dünya’daki birçok şehirde yabancı turistlere hareket garantili yürüyüş turlarının İstanbul uygulamasını “Istanbul Walks” adıyla ilk kez yine acentamız yapmıştır. Yenilikçi fikirlerimiz sayesinde  İstanbul’da ilk kez yapılan bazı turlara imza attık. Adaların tekneyle pek gezilmeyen koylarını kültürel bilgi ve anlatımla yuğurduğumuz  “İstanbul’da Mavi Yolculuk”, Eski Beyoğlu Sinemaları’nın anlatıldığı “Beyoğlu’nda Eski Sinemalar”, yabancı turistleri dansöz ve folklor sıradanlığından kurtararak, farklı ve İstanbul’daki gerçek anlamda gece hayatını tanıtan “Dining Out In a Turkish Way (Türk gibi akşam yemeğini yaşamak) bu yenilikçi turlardan sadece birkaç örnektir.

Gerek sektörel anlamda gerekse de ülke olarak, çaremiz,  biribirini taklit eden işlerin peşinden koşmak değil yeni ufuklar açacak fikirleri hayata geçirmektir.

İstanbul’da Deniz Fenerleri Turu

“İstanbul’da Deniz Fenerleri” turu da yeniliklerimizin en sonuncusudur.  Turları başlatmadan önce önce güzergah çalışmasını yaparak ziyaret edilebilecek fenerlerin sayısını çıkartmaya çalıştık. Tespit edebildiğimiz kadarıyla bu güne dek İstanbul ve civarında dört deniz feneri turizme açık olan fenerlerdir. Rumeli Feneri-bir müze ve zemin katında türbesi vardır; Anadolu Feneri-çevre düzenlemesi yapılmış olup ziyarete açıktır; Şile Feneri – bir müzedir; Yeşilköy Feneri-bir restorandır. Bu dört fenerin ortak özelliği de fener kulelerinin ziyarete kapalı olmasıdır. Ziyaret edilebilen yer ise fener kulelerinin müştemilatıdır.

Bu fenerlere – önemleri nedeniyle – Fenerbahçe ve Ahırkapı Feneri’ni de ilave etmeye karar vermiştir. Şile Feneri ise şehre olan uzaklığı dikkate alınarak güzergaha dahil edemedik. Dolayısıyla Fenerbahçe Feneri ile başlayan turumuz, sırasıyla Anadolu Feneri, Rumeli Feneri, Ahırkapı Feneri ve Yeşilköy Feneri ile sonlanmaktadır.

İstanbul’daki Deniz Fenerleri’ni ziyaret etmek Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nün iznine tabi olan bir konudur. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü turlarımızın güzergahında olan tüm fenerleri olanaklar çerçevesinde her zaman ziyaret izni vermiştir. Kıyı Emniyeti Genel Müdürü  Sayın Salih Orakçı’ya bu konuda teşekkür etmek isterim.

Gerek idare gerekse de fenerlerde çalışan fenerciler turlarımızın başarılı geçmesi için elinden gelen her türlü gayreti göstermişlerdir.

Deniz Fenerleri ve fenercileri ile ilk tanışma

Bazen ıssız bir kıyıda, bazen de denizin ortasındaki bir kayalıkta denizde yalnız kalan gemilere umut ışığı verirler. Açık denizlerde günler, haftalar  süren yolculuk sonunda denizciyi sessizce karşılayan, fenercinin yaktığı ışıktır.

Fırtınalı gecelerin tanığı deniz fenerlerini yakından tanımaya dört yıl önce karar vermiştim. Bu tanışma önce dostluğa, daha sonra da bir tutkuya  dönüşüverdi. Fotoğrafını çekmek, merdivenlerinden  yukarıya çıkmak, kristallerine dokunmak, mekanizmalarını çalışırken izlemek bu tutkunun parçaları adeta. Fenercilerle sohbet etmek de ayrı bir keyif..

İlk tanıdığım fenerci Ahırkapı’daki fenerin ışığıyla kaptanlara yol gösteren Ahmet Bey.  İşine o kadar bağlı ki 1984 yılından bu yana tam 23 yıldır Ahırkapı Feneri’nin 125 adet merdivenini günde 5 kez çıkıyor hem de gece vakti. Görev sorumluluğu Ahmet Bey’in uykusundan da önemli, kendisinden de.. Bu yüzden camiada çok sevilen bir isim.

Bu yıl emekli olan Mehmet Demirel eskiden yıllarca Fenerbahçe Feneri’nin fenercisiydi. Fenerler bilgisayar sistemiyle otomatizasyona geçince Mehmet Bey de Fenerbahçe Feneri’nin yanı sıra 8 ayrı fenerin de sorumluluğunu almış. Soğuk bir Kasım sabahında dört yıl önce ilk kez “İstanbul’da Deniz Fenerleri” adlı turu yaptığımızda Mehmet Bey hiç üşenmemiş ve bizimle birlikte fenerlere gelmişti.

Erkal Bey Anadolu Feneri’nin Fenercisi’dir. Anadolu Feneri’ne gelen ziyaretçileri yıllardır hep aynı güler yüzle karşılıyor. Yolunuz Anadolu Feneri’ne düşerse sizi de aynı sıcaklıkla karşılayacağından emin olabilirsiniz.

Son olarak Yeşilköy Feneri’nden söz etmek istiyorum.  20. Yüzyılın başlarında kurulan Yeşilköy Feneri, her zamanki işlevinin yanı sıra  çevresi çok şık bir şekilde düzenlenmiş “Fener Restoran “ adıyla ziyaretçilerini ve deniz ürünlerini seven  lezzetçileri de bekliyor.

Deniz Fenerleri’ne olan tutkum  yurtdışında da sürdü. Eskiden kilise, mabed, piramit, saray gibi yerlerin fotoğraflarını çekerdim; bugün yurtdışında çektiğim çok sayıda deniz fenerinin fotoğrafı arşivimde bulunuyor.

Fenerler Turizmle var olacaktır

Çağdaş sonar cihazları, uydu bağlantıları ve radar cihazları denizcilerin deniz fenerlerine olan bağımlılığını azaltmış hatta bazı yerlerde ortadan kaldırmış olduğunu söyleyebiliriz. Fenerlerin bundan sonraki işlevinin Turizm olacağını söylemek abartılı bir öngörü olmayacaktır. Bunun örneklerini yutdışında görmekteyiz. Bazı fenerler müze, bazıları otel, bazıları da turistik birer işletmeye dönüşmüştür.

İstanbul özelini ele alacak olursak önerilerimizi şu şekilde sunabiliriz:

  1. Fenerler ayrı ayrı ele alınmalı ve İdare her fener için ayrı birer proje amaçlamalıdır
  2. Projelendirme hedefi ilgili deniz fenerinin tarihi özelliği, konumu, turistik ziyaretlere ulaşılabilir olma özelliği gibi parametreler ile belirlenmelidir
  3. Fenerleri gelecek nesillere taşımak ana amaç olmalıdır.

ÖRNEK BİR TURİZM PROJESİ

Ahırkapı Feneri: İstanbul Deniz Fenerleri Müzesi

Dünya’da pek çok örneği bulunan “İstanbul Deniz Fenerleri Müzesi” İstanbul’da açılmalıdır. Bu müze gerek geçmişi sergilemesi, gerekse de gelecek nesillere deniz fenerlerini tanıtmayı ve bu kültürel değerleri yaşatmak için çalışmalar yapmalıdır.

Açılacak müzenin özellikleri şunlar olmalıdır:

  1. İstanbul’daki mevcut deniz fenerleri içinden birini de kapsayacak bir yerde olmalıdır
  2. Bu deniz fenerinin tarihsel bir özelliği olmalı, hatta padişah fermanıyla veya iradesiyle kurulmuş ve inşa edilmiş olmalıdır.
  3. Fener kulesinin ziyaretçilere açık olacak şekilde tasarlanması gerekmektedir.
  4. Fener kulesinin yanında tarihi çevreyle uyumlu bir müze yapısının inşa edilmesi kaçınılmaz olduğundan buna elverişli arazinin de  bulunması gereklidir
  5. Gerek yerli, gerekse de yabancı ziyaretçilerin bu müzeye kolayca ulaşabilecekleri bir yerde olmalıdır

İstanbul’da bu beş özelliğe sahip bir tek fener vardır o da Ahırkapı Deniz Feneri’dir. Ahırkapı Feneri

  1. Tarihi Yarımada’da olması nedeniyle en uygun olan fenerdir. Topkapı Sarayı, Ayasofya Müzesi, Arkeoloji Müzesi, Mozaik Müzesi, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Sağlık Müzesi, Aya İrini Müzesi, İslam Bilim ve Teknoloji Müzesi, Yerabatan Sarnıcı Müzesi, gibi Türkiye’nin en önemli müzeleriyle yürüyüş mesafesindedir. Bu nedenle Ahırkapı Feneri bu “müzeler adası”nda “İstanbul Deniz Fenerleri Müzesi” olarak gelecekteki yerini almalıdır
  2. Arazisi böyle bir müzeye uygundur. Bitişiğindeki Zührevi Hastalıkları Hastanesi veya arkadaki yapılardan biriyle veya bahçesine cam bir yapı kondurulmak suretiyle müze binası için elverişli mekan kazandırılabilir.
  3. Turistik merkezlerin tümüne yakındır. Ulaşımı kolaydır, bu nedenle her yıl onbinlerce ziyaretçisi olacağı kesindir.
  4. Bu proje için gerekli bütçe Avrupa Birliği fonlarından sağlanabilir.

Ahırkapı-İstanbul Deniz Fenerleri Müzesi;

  • Ana sergi salonu
  • Deniz Fenerleri Kütüphanesi
  • Restoran ve kafeterya birimleri
  • Hediyelik satış dükkanı bölümlerinden oluşmalıdır.

Sonuç

Gelecekte deniz fenerlerine fener harici bir işlev vermek kaçınılmazdır. Planlama ülke yararı ve çıkarının temelinde ve gelecek nesilleri düşünecek şekilde olmalı ve bu gayeyi yürütecek projelere destek olunmalıdır.

Avatar
Yazar

Sanat Tarihçi

Yorum Yazın