MAKEDONYA

Rumeli olarak bildiğimiz coğrafyanın ortası Makedonya’dır. Rumeli Üsküp’tür, Ohri’dir, Resne, Manastır veya Kalkandelen’dir. Rumeli, Resneli Niyazi ve Mustafa Kemal’dir. Şar Dağı’nın eteklerinden buz gibi suyuyla Ege Denizi’ne akan Vardar Nehri’dir Rumeli. Balkan Harpleri, göçler ve kahramanlık destanlarıyla, sevda dolu türküleriyle, çocukluğumuzda annelerimizden işittiğimiz manileriyle, fırınlardan çıkan sıcacık börek kokan vatan hasretidir Rumeli.

Rumeli’nin kalbinde yer alan Makedonya tarihimizin bir parçası, Cumhuriyetimizin köklerinin bulunduğu bir coğrafyadır. Yakın tarihimize baktığımızda Makedonya’yla ilgili şu isimlerle karşılaşıyoruz: Bestekar İsmail Dede Efendi, İttihatçi Resneli Niyazi Bey, Enver Paşa, Şair Yahya Kemal Beyatlı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk bunlardan sadece bazılarıdır. Osmanlı döneminin son önemli tarihi olaylarından “Hürriyetin İlanı” Manastır’da gerçekleşmiştir. Balkan Harbi’nin hazin hatıraları ve ardından yaşanan “Balkan Trajedisi”, göçler, günümüze süregelen etkisiyle milletçe hafızalarımıza hiç silinmemek üzere yerleşmiştir. Çanakkale Savaşı’nda birçok Makedonyalı Türk’ün şehit olduğunu Çanakkale Şehitler Abidesi’ni ziyaret ettiğimizde görürüz.

Tarihimizle iç içe olan bu bölgeyi ve Makedonya Cumhuriyeti’ni yeterince tanıyor muyuz?

Makedonya’ya gidiş

Makedonya’ya gitmek için karayolu veya havayolu, hangi araç seçilirse seçilsin görülmesi gereken en önemli yerler değişmeyecektir. İstanbul’dan Üsküp’e günde üç kez doğrudan uçak seferi vardır. Türk Hava Yolları günde iki kez Atatürk Havaalanı’ndan, Pegasus Hava Yolları  da Sabiha Gökçen Havaalanı’ndan günde bir kez uçmaktadır. Uçuş süresi sadece bir buçuk saat sürmektedir. Makedonya Türkiye’ye vize uygulamayan az sayıda Avrupa ülkelerinden biridir, yine de hudut kapılarında otel voucheri ve dönüş biletini göstermek gerekiyor.

Üsküp

Vodno Dağı’nın eteklerinden başlayarak Vardar Ovası’na kadar uzanan, Vardar Nehri’nin iki yakasına yerleşik Üsküp İstanbul’a bir iç hat mesafesi yakınlığındadır. Şehrin orta yerinden Vardar ve Treska nehirleri geçer. Şehir resmen olmasa da fiilen üç farklı bölgeden oluşuyor. Çoğunluğunu Arnavutların, Türklerin ve Boşnakların oluşturduğu Müslüman bölgeleri, Makedonların çoğunluğunu oluşturduğu bölgeler ve dünyanın en büyük Çingene mahallesi olan Şutka bölgesi. Şehirde çok sayıda tarihi eser vardır ve birçoğu Osmanlı dönemine aittir. Üsküp’ün tarihi yerlerini görmek için yaklaşık tam güne ihtiyaç vardır. Tabii bu yerleri bölgeyi bilen bir rehber eşliğinde gezmekte fayda vardır.  Şehrin sembolü Taşköprü’dür. Buradan başlayacak bir yürüyüşte önce köprünün çevresini gezmek gerekir. Son yıllarda yapılan inşaat çalışmalarında çok sayıda Barok görünümlü eserler kazandırıldı. Makedonya Meydanı’nda bulunan heykellerin “kiç” olduğunu belirtmemiz gerek-keşke bu heykeller meydana daha uyumlu bir halde tasarlansalardı. Arkeoloji Müzesi, Opera Binası, Makedon Tarihi Müzesi, Yahudi Müzesi mutlaka görülmesi gerekenler arasındadır. Şehre hakim Osmanlı Kalesi’ni,  Türk ve Yahudi mahallelerini  seyrederek yürümek keyif verici bir duygudur. Bu yürüyüşte çok sayıda tarihi özellikte bina görülecektir. Davut Paşa Hamamı, Aya Dimitri Kilisesi, Eski Osmanlı Postahane Binası’nı geçtikten sonra şehrin en güzel Osmanlı Camii Mustafa Paşa Camii’ni ziyaret edilebilir. Bu cami son yıllarda TİKA tarafından Makedonya’da restore edilen eserlerden biridir. Üsküp Kalesi’nin hemen yanında bulunan 16. yüzyılda inşa edilmiş  Sv. Spas Kilisesi ve içindeki Makedon ahşap oyma işçiliğinin şaheseri sayılan ikonostası kaçırmamak gerekir. Manastır binasının içinde yer alan Makedon halk kahramanı Goçe Delçev’in Mezarı ve İlinden Ayaklanması Müzesi de kayda değer yerlerdendir. Türk Çarşısı içinde yer alan Üsküp Tarihi Müzesi’ni ve hemen karşısında bulunan 1550 tarihli Kurşunlu Han önemli yerlerdendir. Günümüzde Güzel Sanatlar Akademisi olarak kullanılan Sulu Han ise şehrin hamisi İsa Bey tarafından yaptırılmıştır. Osmanlı döneminde 17 Han binası inşa edilmiş olan Üsküp’te, günümüzde üç han binası kalmıştır. Kapan Hanı bunların arasında en güzel olanıdır.  Üsküp’ün sembol eserlerinden biri olan ve 16 yüzyılda inşa edilmiş Saat Kulesi, Sultan 2.Murad tarafından inşa edilen Hünkar Camii, Yahya Paşa Camii, Murat Paşa Camii (Merkez Çarşı Camii), İsa Bey Camii ve İshak Bey de mutlaka ziyaret edilmesi gereken eserlerimizdendir. Ziyaretlerin ardından Türk Çarşısı’nda alışveriş için dolaşabilir ve “şuşka biberi”, Ustrumca yer fıstığı, eski çarıklardan bir çift hediyelik alabilirsiniz. Türk çarşısındaki köftecilerden birinde Üsküp köftesi veya çömlek tavalarda hazırlanan kuru fasulye olan “tavçe”yi tadabilirsiniz. Sabah kahvaltısında ise börek veya Üsküp’e has “simit poğaça”nın tadına bakabilirsiniz.

Kalkandelen

Üsküp’e yarım saat – kırk dakikalık bir yolculuktan sonra Kalkandelen’e gelinmektedir. Makedon ve Arnavut dillerine “Tetovo-Tetova” olarak adlandırılan bu şehir çarpık bir mimari yapılaşma nedeniyle Makedonya’nın en sevimsiz şehri haline gelmiştir.  Kalkandelen’in en güzel köşeleri ise Osmanlı eserlerinin bulunduğu yerlerdir. Bu şehrin içinden geçen Vardar Nehri’nin üzerinde güzel bir Osmanlı Köprüsü vardır. Köprünün bir yanında 16. Yüzyıldan kalma Osmanlı Hamamı, diğer yanında ise tüm zerafeti ile Alaca Camii durmaktadır. Doğal kök boyalar kullanılarak yapılan “Hayali İstanbul Manzaraları” caminin içini süslemektedir. Caminin dış duvarları da bir renk cümbüşü içerisinde ve seyretmeye doyulamıyor. Caminin yüz metre kadar yakınlarında tarihleri 200 veya 300 yıl olarak tahmin edilen Osmanlı konakları vardır. Konaklar yüksek duvarlarla çevrili olduğundan ancak sahiplerinden izin alınarak ziyaret edilebilir. Şar Dağı’nın eteklerinde bulunan Kalkandelen’in ziyaret edilmesi gereken en kayda değer eseri ise bir Bektaşi Dergahı olan Harabati Baba Tekkesi’dir. Tekke geniş bir alana yayılmıştır. Mutfağı, gözetleme kulesi, haziresi, türbesi, misafir konakları, derviş hücreleri, semahanesi, mescidi her şeyden önemlisi içinde hizmet eden aydın bir “Dervişi” bulunan bu güzel bir külliye kara günler yaşıyor. Kanuni Sultan Süleyman’ın ilk eşi olan Mahidevran Sultan’ın Ağabeyi Derviş Sersem Ali tarafından 16. Yüzyılda kurulmuştur.  450 yıldan beri ayakta olan bu dergah sosyalist dönemde bir otel ve restorana çevrilmişti. Bu tekkenin üzerinde ise şimdilerde kabus gibi çöken “Arnavut Mafyası” var. Dergahın girişi mafya tarafından kontrol ediliyor ve tekkeye giriş haracı ödeyerek girebiliyorsunuz. Sersem Ali Baba’nın ruhuna dua okumak isteyenler veya içindeki mescitte namaz kılmak isteyen ziyaretçiler mafyanın adamlarına giriş ücreti ödemek zorundalar. 

Ohri Gölü

Ohri Makedonya’nın “incisidir”. UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Listesi’nde Makedonya’dan sadece Ohri şehri ve Ohri Gölü yer almaktadır. Ohri Gölü Avrupa’nın en derin ve en eski göllerindendir. Göl kıyısının üçte ikisi Makedonya’da üçte biri ise Arnavutluk’ta yer almaktadır. Ortalama derinliği 160 metre olan gölün ana su kaynağı Sv. Naum Manastırı’nın yanında bulunan kaynaklardır. Su kaynağı üzerinde keyifli bir sandal gezintisi de yapılabilir. 200 endemik su hayvanı türünün bulunduğu Ohri Gölü, kırmızı benekli Ohri alabalığının lezzetiyle de tanınır. Ohri’de balık yemeyenler Ohri’ye gelmiş sayılmazlar bile! Ohri Gölü’nün ilginç bir de özelliği vardır. Su kaynağının yüzde 20’si Prespa Gölü’nden sızan sular oluşturur; Ohri Gölü kuzeyde Kara Dri Nehri’ne dönüşür; Kara Drin kuzeyde Ak Drin’e akar ve bu iki nehirden oluşan Drin Nehri de Arnavutluk topraklarından Adriyatik Denizi’ne dökülür.  Drin Nehri İşkodra Gölü’nü suyla besleyen kolları da vardır. Ohri Gölü çevresinde çok sayıda tarihi manastır da vardır. Bunların en önemlisi Ohri şehrinin güneyinde bir saatlik mesafede yer alan Sveti Naum Manastırı’dır. Manastırın içinde kalınabilecek güzel bir otel ve bu otelin muhteşem manzaralı bir restoranı bulunmaktadır.

Ohri

Roma döneminden Bizans’a; Makedon Kralı Çar Samuil’den Osmanlı dönemine uzanan geniş yelpazedeki çok sayıda eser, yürüyüş mesafesinde görülebilir. Bizans döneminin Ohri’deki en önemli kilisesi Aziz Kliment, Sv. Panteleymon, yamaçta Ohri Gölü manzaralı ve “Yağmurdan Önce” filminin son sahnesinin çekildiği Sveti Yovan Kaneo Kilisesi ve günümüzde hala konserler için kullanılan Aya Sofya Kilisesi’dir. Şehrin içinde Roma döneminden kalma amfi tiyatro bulunmaktadır. Bu mekanlar Türkiye’den bazı grupların da sahne aldığı “Ohri Yazı Festivali”nin sahneleri olarak da kullanılmaktadır. Temmuz ile Ağustos aylarında Ohri’yi ziyaret edenler mutlaka bu etkinliklerden birine katılmalı diye düşünüyorum. Osmanlı eserlerinden Halveti Tekkesi görğlmesi gereken eserlerin başında gelmektedir. Kalkandelen Harabati Baba Tekkesi’nden farklı olarak bu tekke her ziyaretçiye kapılarını açıyor. Şehrin ortasındaki çarşı ülkenin en renkli çarşılarındandır. Çarşının orta yerinde ise muhteşem bir Osmanlı çınarı yükselmektedir. 3000 Türk’ün yaşadığı Voska mahallesine yolunuz düşerse Türk kahvehanesinde yorgunluk kahvesi de tavsiye edilebilir.

Resne ve Manastır

Resne’ye nereden gelirseniz gelin girişte ziyaretçileri önce elma bahçeleri karşılar. Resne elmasının tadına hakikatten doyum olmaz. Mayhoş tadı, al al rengi ve kendine has kokusuyla bu elma dünyanın en lezzetli elmalarından biridir (Bunu yüzden fazla ülkeyi gezmiş ve değişik dünya lezzetlerini bilen biri olarak söylüyorum).  İttihat ve Terakki’nin en önemli üç simasından biri olan İttihatçi Niyazi Bey’in şehridir Resne. Şehirdeki en önemli eser Niyazi Bey’in yaptırdığı Belediye Sarayı’dır. Resne’ye yaptığı katkıları nedeniyle şehirde yaşayan herkes (Makedon, Türk veya Arnavut-herkes) Niyazi Bey’i sevgi ve saygıyla yad eder.

Resne’den arabayla gittiğinizde yarım saat sonra Manastır’a gelinir. Makedonya’nın ikinci büyük şehri olan Manastır’ın Makedonca adı Bitola’dır ve ortasından Dragor Deresi geçer. Biz Türkler ise Manastır’ı türkülerden tanırız. Atatürk’ün en sevdiği şarkılardan biri “Manastır’ın ortasında var bir havuz” türküsünü hangimiz bilmeyiz ki! Türküdeki havuzun günümüzde nerede olduğu pek belli olmasa da çarşının içinde birkaç modern fıskiye havuzu bulunmaktadır. Şehrin eski Türk Çarşı’nı Askeri İdadi’ye birleştiren yaya caddesi “Şirok Sokak”tır. Türkçe’ye “geniş cadde” olarak çevrilebilecek bu yaya caddesinde şık kafeler, restoranlar, konsolosluklar, müzeler bulunmaktadır. Osmanlının bıraktığı çok sayıdaki izi şehrin her yanında görmek mümkün. 16.yüzyılda inşa edilen Saat Kulesi, 16. yüzyıl yapımı Yeni Cami, Atatürk’ün mezun olduğu Askeri İdadi, Bedesten, Haydar Kadı Camii, İshak Paşa Camii, konaklar bunlardan bazılarıdır. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün mezun olduğu Askeri İdadi ve Atatürk Müzesi hiç kuşkusuz Manastır’ın en önemli ziyaret yeridir. Askeri İdadi binası günümüzde Manastır Şehir Müzesi’dir. Müzenin içinde bulunan bir bölüm “Atatürk Müzesi”ne dönüştürülmüştür. Genelkurmay Başkanlığımızın katkılarıyla düzenlenen müzeyi şehre gelen neredeyse her turist tarafından ziyaret edilmektedir. Manastır’ın, bir başka önemli olayla da Demokrasi tarihimizde önemli bir yeri vardır. Bundan tam 106 yıl önce 24 Temmuz 1908 tarihinde burada “Hürriyet Manifastosu” okunmuş ve Osmanlı Devleti’nde demokratik bir dönemin başlangıcı ilan edilmiştir.

Sonuç olarak, hem fiziki hem de kültürel anlamda bize bu kadar yakın bir ülkeyi ziyaret etmenin, tanımanın, görmenin hayatınıza değer katacağına inancım büyük. 

Atilla Tuna

   
TAKVİM
TUR PLANLAYICI
Nasıl bir seyahat istersiniz ?
Başlangıç Tarihi ?
Bitiş Tarihi ?
ARA
PtsSalÇarPerCumCtsPaz
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930311234
567891011
 
SİZE NASIL YARDIMCI OLABİLİRİZ? HEDİYE KART BAŞVURUSU REZERVASYON YAP
Adınız Soyadınız
E-Posta Adresiniz
İletişim Numaranız
Katılmak İstediğiniz Tur Hediye Edilecek Tur
Kişi Sayısı
Sizi Nezaman Arayalım
Doğrulama Kodu

GÖNDER
 
HEDİYE KARTI

Antonina turizm Hediye Kart'ı dilerseniz sevdiklerinize hediye edebilir, dilerseniz de size hediye edilen kart ile rüya gibi bir tatilin keyfini çıkarabilirsiniz. 

Sevdiklerinize Hayallerinin 
Tatilini Hediye Edin!
Antonina turizm Hediye Kart, şık tasarımıyla sevdiklerinize, çalışanlarınıza, müşterilerinize ve özel hissettirmek istediğiniz herkese verebileceğiniz ayrıcalıklı bir hediye... Dilediğiniz miktara karar vererek online satın alma işlemine hemen başlayabilirsiniz.

Unutulmaz Bir Tatil Sizi bekliyor!
Size hediye edilen Antonina Turizm Hediye Kart'ınız sayesinde, Antoninayla dünyanın birçok köşesine gidebilirsiniz. Hediye Kart sahiplerinin tek yapması gereken Antoninanın birbirinden farklı tatil seçeneklerinden dilediğini seçip çantalarını hazırlamak!

Zarif Sunum
250, 500, 750, 1.000, 1.500 TL seçenekleriyle pratik birer hediye alternatifi olan kartlar, sunumlarıyla da dikkat çekiyor. Özel olarak tasarlanmış paketinin içerisinde son kullanma tarihi ve limitinin yer aldığı tanıtım broşürüyle birlikte sunulan Antonina Hediye Kart; farklı, prestijli ve unutulmaz bir hediye.

 

 
 
Whatsapp